Beyin ve Bilinçaltı Kodları Değişimi

  • ANASAYFA
  • Beyin ve Bilinçaltı Kodları Değişimi

Beyin ve Bilinçaltı Kodları Değişimi

Bilinçaltımız çocukluğumuzdan itibaren çevremizin ve çevremizdekilerin etkisi ve söylemleri ile ama doğru ama yanlış otomatik olarak kodlanır. Daha sonra bunların kalıcılığı sizin bu kod birikimini ne sıklıkta kullandığınıza bağlı olarak değişiklik ya da kalıcılık gösterecektir. Bu kodlarımız yaşamın içinde ilişkilerimizde, iş hayatımızda, aile yaşantımızda, beslenmemizde ve düşüncelerimizde etkin olmaktadır. 

Bunu yaşadığımız en basit örneği ile açıklayayım.Çocuklar ilk kelimeleri anlamaya başladıklarında yasaklı olan her şeye ilgi duyarlar. Çünkü hiç bir bilgiye sahip değildirler. Çocuk sıcak olan çay bardağına ısrarla elini sokmaya çalışır ve ne söylerseniz söyleyin onu yapmak istediği şeyden alıkoyamazsınız. Bir gün kaş göz arasında elini bardağa sokup canı yandığında siz ona “sıcak” dediğiniz için, ilk kodunu “sıcak” kelimesi ile oluşturmuş olursunuz.  Bu kodun altında hiç bir bilgi yoktur. Tek gerçekliği acı ve yakıcı olduğunu ona hatırlatıyor olmasıdır. Daha sonra herhangi bir eşyaya bile dokunmaması gerektiğinde “sıcak” derseniz elini hemen çekecektir. Çünkü bilinçaltı ona sıcak ile ilgili deneyimini her zaman hatırlatıyor olacaktır. Zaman içinde ısınan veya doğal olarak sıcaklığı olan şeyleri öğrendikçe bilgiyi alıp kullanmaya başladığında siz ona artık sıcak deseniz de bilgisi ile neye dokunup dokunmayacağını öğrenmiş olur. Ancak o bilinçaltı kodu her zaman duracaktır. Anlık durumlarda biri ona sıcak diye uyarı yaptığında yine o kodla kendini korumaya alacaktır.

Bu kod her zaman kendimizi koruma ihtiyacında bilinçaltından çıkarak çalışmaya başlayacaktır. Biz bunu ve diğer oluşan kodlarımızı öyle doğal kullanırız ki çoğunlukla bunların farkında bile olmayız. 

Şu cümleyi sıkça duymuşsunuzdur “ senin çocukluğuna inememiz lazım” 

Ünlü bilim kurgu yazarı Ursula K. Le Guin şöyle diyor;

Bilinçaltı korkunçluklarla, fesatla dolu bir lağım çukuru değildir. Kâbuslarla kaynaşan karanlık bir lağım çukuru da değildir. Sağlığın, hayal gücünün, yaratıcılığın pınarıdır bilinçaltı. Bizim adına "kötülük" dediğimiz şey uygarlığın, onun kısıtlamalarının ve baskılarının bir ürünüdür asıl; bunlar kişiliğin kendini özgürce, kendiliğinden ifade etmesini engeller. 

 Çocukluğun yaşamımız üzerindeki etkisi tohum gibi. Toprağa ekilen biz ve o ekinin nasıl büyüyeceğine karar veren çevremiz. Onlarında çevresi , derken derken insanoğlunun yaradılışına kadar giden bir süreç. Ve o tohumdan ortaya çıkacak olan meyvenin her türlü haline yetiştiren karar veriyor. Ta ki bilinçlenip kendi tercihlerimizi yapabilir özgürlüğe gelinceye kadar. o zaman da ya bir şeyleri düzeltip ilerlemeye çalışıyoruz ya da olduğu gibi kabul edip öylece yaşıyoruz. Bunun bile değişiminin derinine indiğinizde yine sizi orada çocukluktan gelen bir kodun etkilediğini bulmak inanın sürpriz olmayacaktır!

 Herkesi kendi doğal ortamında oluşan etkiler yönetiyor hemde her şeyi. Her ne kadar büyüdük artık biz yönetiyoruz desek bile bir an geliyor ki ufacık bir farkındalıkta bunun çocukluğumuzda öğrendiğimiz ama sanki unuttuğumuzu ya da yaşantımıza almadığımızı düşündüğümüz halde etkisini yaşayınca görüyoruz.Doğal ortamdan kastım doğduğunuz ülke o ülkenin kültürel ve biyolojik şartları. Toplumun yüzyıllar boyunca sıkı sıkıya tutunduğu değerleri ve alışkanlıkları.

Hemen bir örnek vermem gerekirse ilk aklıma gelen evlilik kararımızı nasıl aldığımız ve sonrasında yaptıklarımız geliyor. Neden bu derseniz yaşamımızı temelinden etkileyen eylemlerden ve kararlardan birisi.

Ailenizin değerlerine göre size öğretilen evlilik için seçeceğiniz eşin özellikleri oluşuyor. Bir sorun kendinize evleneceğiniz eşin özelliklerini kimden öğrendiniz? Nasıl öğrendiniz? Neye göre değerlendirdiniz?

Annenizin , babanızın evliliğinin içindeki olaylardan nasıl etkilendiniz ve bu olaylardan nasıl kodlandınız? Bir kaç kod bulalım. Kadın erkek seçerken annesinin öğretilerini hatırlar , nasıl hatırlar? Annesi demiştir ki “erkek dediğin evini geçindirecek seni kimseye muhtaç etmeyecek , erkek dediğin evini sevecek öyle ailesini karısını bırakıp bir yerlere tek başına gitmeyecek, erkek dediğin ailesini koruyacak kollayacak, erkek dediğin eli ekmek tutacak şimdilerde evi olacak , arabası olacak , gelecek kaygısı olmayacak v.s. kısaca erkek dediğin diye giden her kültüre göre değişen beklentiler. Bunları size biri öğretiyor siz de bunları alıp tercihlerinize göre şekilendiriyorsunuz.Nasıl mı? Erkek dediğin eli ekmek tutacak dedikleri şeyi kendi ölçünüze ya da beklentinizin ölçüsüne göre şekillendiriyorsunuz. Normal bir memurun da eli ekmek tutar , büyük bir holdingin sahibininde eli ekmek tutar! Peki siz hangisini neye göre seçiyorsunuz? İşte burada yine kodlar devreye giriyor. Yaşama dair oluşturduğunuz gerçekleriniz , sizin için iyi olduğunuz düşündüğünüz her ne varsa o kodların üzerine ekleyip karar veriyorsunuz.

Bunu erkekler içinde değiştirerek kullanabiliriz. Kadın dediğin evini çekip çevirecek, kadın dediğin çocuklarına iyi anne olacak , kadın dediğin namusunu koruyacak, kadın dediğin kocasına itaat edecek v.s. Kadın dediğin diye diye daha neler yazarız . Bunu da aslına baktığınızda babanızdan değil çoğunlukla annenizden öğrenirsiniz. Kadın olmayı da anneniz öğretir. 

Bizim kodlarımızın en belirginlerini anne ya da anne rolü ile hayatımızda olan ebeveynlerimiz oluşturur. Şöyle bir dönüp bakın çocukluğunuza yemenizden , oynayacağınız oyuna, kıyafetlerinizden konuşmanıza kadar her şeyi bu kişilerin size öğrettikleri ile şekillendiriyorsunuz. Anne rolünden sonra daha büyük ebeveynler ve çevremizde olan akrabalarımız giriyor devreye. Alına bakarsanız işin içine girdiğinizde bir insanın hayatını yöneten bu kodların tamamının bizim kontrolümüz dışında inanılmaz bir halde örüldüğünü görmek ve sonrasında bunu yaşamak çok ürkütücü.

Hani hayatın bir yerinde insan kendine soruyor ya ben neyim diye? Neydik ne olduk bile deriz zaman zaman. Gerçekten biz neyiz ve nasıl bu hallere gelebilmişiz , nasıl “biz” olmuşuz?

Kodlarımız bilinçaltından nasıl o güçle üst bilincimizi yönetiyor?

“Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk, hiç bir yere gitmiyor” der Edip Cansever


Bir kaç kod örneğini de aşağıda verip biraz daha derinlere gidelim.

İlişkilerde: Kadın ve erkek rolleri kodlanmıştır. Bireylerin kendilerinde fark ettiği kodları çözümlemek çok daha farklı inceleme gerektirir. Zira herkesin kodladığı, kodlandığı bilgi ve kavram farklıdır.(paylaşım, güven, aşk, sevgi, ilişki, evlilik, aile olmak vb.)…Aile içinde: Özellikle ebeveynlerin çocuklarını yetiştirirken ve aile içi iletişimde oluşturdukları kodlar. Çocuk başarısı, gelecekle ilgili yaşama dair kodlar, kariyer, kişiler hakkında yorumlar, davranışlarla alakalı kodlar gibi. Hemen bir örnek vermek gerekirse bir babanın nazik tutumu kız çocukları için erkeklerin hep nazik olacağı ya da olmalı kodunu oluşturur. Çocuklar aldıkları cezaları da kendi yetişkinlik yaşamlarına kodlayarak taşırlar.


İş yerindeki kodlar: Bireyler arasındaki iletişimde davranış şekillerine ya da alınan unvana göre oluşturulan kodlardır. Bunlara en güzel örnek iş yeri arkadaşlarına yüklenen arkadaş anlamlandırmasının gerçek hayatla bir tutulması ve onun seçilemeyen bir arkadaş olduğunun farkına varılmadan iletişimde sorunlar yaşanması gibi, müşterilerle ilgili tarafsız olma durumları yerine gerçek yaşamda öğrendikleri kişilik analizi kodlarının etkisi ile iletişim kurarlar.


Beslenmedeki kodlar: Doymakla ilgili öğrenilmiş kodlardır, ekmek yemezsem ya da et yemediğimde doyamam. Kahve içmezsem kendime gelemem, çay saatim, gibi sıralayabiliriz. Ebeveynlerimizin de  “tabağını bitir arkadan ağlar” Benzeri birçok kod ile yemek alışkanlıklarımızı kodladıklarını görebiliriz.